Arama yapmak için F3 e basabilirsiniz.
   
 
  İngilizce Yer Edatları

In ve On Kullanımı:

İngilizcede In, kutu, oda ve ülke gibi üç boyutlu şeylerin içinden bahsederken kullanılır. On ise zemin, masa ve duvar gibi iki boyutlu yüzeylerin üstünden bahsederken kullanılır.

  • Where is Joe? 'In the kitchen.'
  • There is nothing in the fridge.
  • Ann's in Poland.
  • Why are all those papers on the floor?
  • She had photos of all her family on the wall.

İnsanlar elbisenin içindedirler, elbiseler ve takılar ise insanların üstünde:

  • Who is the man in the grey suit?
    Gri takım elbisenin içindeki adam kim?
  • That sweater looks good on you.
    Kazak senin üzerinde iyi görünüyor.
  • She had a ring on every finger.
    Parmağının üzerinde bir yüzük var.

Gördüğünüz gibi, elbisenin içinden söz ederken in, kişinin üzerindeki bir nesneden söz ederken ise on kullanıldı.

Aşağıdaki kullanımlara bakalım:

  • In a bath
  • On the roof
  • In a tree
  • On a table
  • In a cup (fincan)
  • On her arm
  • On the plate
  • In your head (düşünce)
  • On your head (şapka)
  • On a door

Şu durumlara da dikkat edelim:

in a book, in the newspaper, in a story, on a page, in a street.

  • Is there anything interesting in the paper?
  • Her photo is on the page 4.
  • They live in Park Street.

Aşağıdaki cümlelerdeki in ve on kullanımlarına bakalım:

  • In children stories, animals can talk.
  • 'Are you free next Tuesday?' 
    'Just a minute. I'll look in my diary.'
  • Is Sandra in the office today?
  • She had a wonderful diamond ring on her first finger.
  • 'Where is the salt?' 'In the cupboard.'
  • The cat likes to sleep on the roof or the car.
  • Don't leave your keys in your car when you get out.
  • They live in a little village near Belfast.

Önemli: Arabadan söz ederken "in a car" denir ama otobüsten, trenden vs. bahsederken de "on a bus/train/plane/ship" şeklinde söylenir.

At edatının kullanımı:

At edatı genellikle mekan bildirirken, olayın nerede olduğunu söylerken kullanılır.

  • I'll see you this evening at Sarah's house.
  • You have to change planes at Karachi.
  • I saw Ann waiting at the bus stop.
  • Turn left at the next corner.

At, insanların yaptığı işlerden ya da o işleri nerede yaptıklarından söz ederken kullanılır:

  • at a football match
  • at breakfast, lunch
  • at a restaurant
  • at work
  • at the office
  • at the theatre
  • at the cinema
  • at the station
  • at a party
  • at (the) college/university

Aşağıdaki örnek cümleleri inceleyelim:

  • Paul crashed his car because he didn't stop at the traffic lights.
  • Are there any good films at the cinema this week?
  • Her train was terribly late- I spent hours waiting at the station.
  • The boss doesn't let us take personal phone calls at work.

The top, the bottom, the side, the beginning, the end gibi ifalerle birlikte at kullanılır.

  • My room's at the top of the house.
  • Begin at the beginning.
  • Their house is down at the bottom of the hill.
  • I never have any money at the end of the month.

Diğer yer bildiren edatlar ise şunlardır:

  • Above: üstünde
  • Against: karşısında, dayalı
  • Behind:arkasında
  • Betweeen: arasında
  • By: yanında
  • In front of: önünde
  • Near: bitişiğinde
  • Opposite: karşısında
  • Under: altında

Bu edatlarla ilgili aşağıdaki örnek cümleleri inceleyelim:

  • Ann is sitting between Eric and Julia.
  • Come and sit by me.
  • We camped by the lake.
  • Montreal is in the eastern Canada, near Ottowa.
  • I left my bicycle against the shop window.
  • Joe's car is pasked in front of the house.
  • There is a bus stop opposite our house.
  • Lucy is in the front of Pat.
  • Pat is behind Lucy.
  • Andy is opposite Mike.
  • The dog is hiding under the table.
  • The plane is flying above the clouds.

Aşağıdaki örnek cümleleri inceleyelim:

  • I usually sit by a window in class, 
    so I can look out if I get bored.
  • There was a big bird flying high up above the trees.
  • They live in a beautiful old house by a river.
  • There is a big clock above the door of the station.
  • I sat down by Mary and looked into her eyes.
  • You can park your car behind the house.
  • I will meet you at the station under the clock.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

Online Sayısı
 
Facebook Beğen
 
Reklam
 
Online Sayısı
 
Toplam Ziyaret
 
Durum
 
Hazırlayan
 
Nedim Yıldırım
 
Bugün 16 ziyaretçi girdi.
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=